Piczo

Log in!
Stay Signed In
Do you want to access your site more quickly on this computer? Check this box, and your username and password will be remembered for two weeks. Click logout to turn this off.

Stay Safe
Do not check this box if you are using a public computer. You don't want anyone seeing your personal info or messing with your site.
Ok, I got it
Anasayfa
Sağlık
  Yaşamımız boyunca belkide en önemli etken sağlıktır. Çünkü sağlıklı bir insan en önemli manevi zenginliğe sahiptir. Bizde bu katagoride hayatımız boyunca içli dıslı olduğumuz sağlık konusunu ele alıyoruz.
  İlk olarak çok sık rastlanan bir hastalık olan mide yanmasından söz ediceğiz. Eğer sizde bu sorundan sıkıntı yaşıyorsanız yazılanları dikkatli okuyunuz,yaşamıyorsanızda genel kültür sahibi olmak her zaman güzeldir.Hadi bakalım yazılanları okumaya...
Sigara Bebeğin Sinir Sistemi Gelişimini Yavaşlatıyor
      Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi ve Gaziantep Onkoloji Hastanesi Başhekimi Celalettin Camcı, sigara içen annelerin bebeklerinin vücut, özellikle de sinir sistemi gelişiminin yavaşladığını söyledi.

      Camcı, yaptığı açıklamada, hamileliği sırasında sigara içen annelerin bebeklerinin düşük doğum ağırlıklı olarak dünyaya geldiğini belirtti.
Bu çocukların ileri dönemde kansere yakalanma riskiyle ilgili bir bulgu olmadığını ancak bebeklerin anne karnında, annelerinin sigara içmesinden olumsuz etkilendiğinin bilindiğini ifade eden Camcı, şöyle konuştu: ''Sigara içen annelerin bebeklerinin vücut, özellikle de sinir sistemi gelişimi yavaşlıyor. Bu çocukların okul çağına geldiklerinde beyin fonksiyonlarının, sigara içmeyen annelerin çocuklarına göre daha geri olduğu saptanmış.

      Yani annelerin hamilelik döneminde sigara içmesi çocukların zekasını etkiliyor. Hamilelik döneminde kadınlar, 'bir ya da iki tane sigaradan bir şey olmaz' dememeli. Çünkü hamilelik sırasında içilen tek bir sigara bile çocuğu etkiler.''
SİGARAYA DEVAM, BEBEKTE ASTIM RİSKİNE YOL AÇIYOR
    Camcı, anne karnındayken sigaranın olumsuz etkilerine maruz kalan bebeğin, doğumdan sonra da yanında sigara içilmeye devam edilmesinin, bebeklerin pasif içici olmasına neden olduğunu ifade etti.

    Bebek doğduktan sonra da yanında sigara içilmeye devam edilmesinin, bebeğin astım başta olmak üzere birçok hastalığa yakalanma riskini arttırdığını vurgulayan Camcı, şunları anlattı: ''Nikotin sigaranın içindeki en masum maddelerden biri. Sigaranın içinde yaklaşık bin 400 civarında kimyasal madde var ve bunların yaklaşık 40'ının kansere neden olduğu kesinlik kazanmış durumda. Sigaranın insan sağlığına verdiği zarar artık herkes tarafından biliniyor.

    Kadınlar, daha önce bırakamamışsa bile hamilelik döneminde mutlaka sigarayı bırakmalı. Daha sonra sigaraya başlarsa bile çocuğunun yanında sigara içmemeli ve kimsenin sigara içmesine izin vermemeli.''
Stresli Çocuklar Daha Çok Ateşleniyor
    Yapılan yeni bir araştırmaya göre, evdeki stres, çocukların hastalandıklarında ateşlenme risklerini artırıyor.

    Rochester Üniversitesi’nde pediatri profesörü Dr. Mary Caserta açıklıyor: “Elde ettiğimiz veriler, benim için hem sürpriz hem de şaşırtıcı oldu, çünkü bize çocukların sağlık durumlarının gelişimiyle ilgili muhtemel yeni yollar sunuyor.”

    Archives of Pediatric and Adolescent Medicine’nın 5 Mart sayısında bu çalışmaya yer verilmiştir.

    Caserta, ateşin genellikle bir enfeksiyon semptomu olduğunu belirtiyor. Caserta, ayrıca stresin çocukların bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerinin incelendiği bir araştırmada, ailesel stresle enfeksiyon hastalıkları arasında bir bağlantı olduğunun ortaya konduğunu ekliyor.

    Yaşları 5 ile 10 arasındaki 169 çocuğun katıldığı ve 3 yıl süren bu çalışmada, stres altındaki çocukların, bağışıklık sisteminin bir parçası olan doğal katil hücrelerinin arttığı belirlendi. Bu sürpriz bir sonuçtu, çünkü yetişkinlerde bunun tam tersi görülüyor, yani stresle doğal katil hücreler azalıyor.

    Caserta belirtiyor: “Bu durum, çocuklardaki bağışıklık sisteminin hala gelişiyor olmasından kaynaklanıyor olabilir. Veya vücutlarındaki bir aksaklık sonucu ortaya çıkabilir. Bunun nedenini öğrenmek için daha fazla araştırmaya ihtiyacımız var.”

    Caserta ve çalışma ekibi, şimdi, çocuklarda hastalığa ve ateşe neden olan ebeveynsel ve ailesel stresin çeşitlerine daha yakından bakmak istiyorlar.

    Caserta ekliyor: “Bu bağlantıları çözersek, ailesel stresi azaltmanın yollarını belirleyebilir, veya ailelere ilişkilerinde stresi daha iyi kontrol etmelerine ve sağlıklı çocuklar yetiştirmelerine yardımcı olabiliriz.”
Küresel Isınmayla Birlikte Deri Kanserine Önlemler Alınmalı
    Küresel ısınmayla birlikte güneşin etkisini artırmasının, deri kanseri vakalarının görülme sıklığında artışa neden olduğu bildirildi.

    Dermatokozmetoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şükran Tunalı, yaptığı açıklamada, güneş ışınlarının deriye birçok zararı bulunduğunu, uzun süre güneşte kalan kişilerde, ilk planda görülen deri rahatsızlığının, deri kanseri olduğunu belirtti.

    Küresel ısınmayla birlikte deri kanseri vakalarında büyük bir artış meydana geldiğini kaydeden Tunalı, şöyle konuştu: ''Deri kanseri türleri arasında en önemlisi, malign melanom olarak adlandırdığımız kömür karası renginde bir ben. İç organları kolaylıkla sarabilmesi nedeniyle tanı konulduğunda mutlaka cerrahi olarak çıkartılması gerekiyor. Küresel ısınma nedeniyle, nadir görülen malign melanom vakalarında da artış meydana geldi. En tehlikeli cilt kanseri türü olan malign melanom vakasına, Bursa'da daha önce sadece 5 yılda bir rastlarken, günümüzde yılda 50 vakaya rastlıyoruz. Güneşten korunmak, mutlaka gerekli bir durum halini aldı.''

    Tunalı, güneş ışınlarının sadece deri kanserine neden olmadığını, aynı zamanda derinin altında deriye canlılığını veren ''destek yapı'' denilen dokuyu da erittiğine işaret ederek, ''Bu doku eriyince, ciltte, çiftçi derisi olarak adlandırdığımız çok derin çizgilenmeler oluyor. Bu, uzun süre güneşte kalan kişilerde ve solaryuma giden kişilerde gördüğümüz bir deri görüntüsü'' dedi.
GÜNEŞE KARŞI, GÜNEŞ GEÇİRMEYEN ELBİSELER
        Güneşin zararlı etkilerinden, değişik yöntemlerle korunmanın mümkün olduğunu ifade eden Tunalı, şunları kaydetti: ''Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için en az 30 koruma faktörlü güneş kreminin, sadece yazın değil kışın da kar veya güneş varsa mutlaka kullanılması gerekiyor. Kremin 2'şer saat arayla veya deniz ve havuzdan çıktıktan sonra mutlaka yenilenmesi gerekiyor. Bunlar da yeterli olmuyor, son zamanlarda güneş geçirmeyen elbiseler öneriliyor. Ayrıca, deri kanserinin bir bölümünün kulaklarda yerleşebilmesi nedeniyle çok geniş kenarlı şapkaları da öneriyoruz.''